20 Şubat 2009 Cuma

öyl löyv mö gööğfrönd

british konuşan ingilizce hocalarına "föğk öğf yüğ bööğstöğds" diyorum.

19 şubat cuma vocabulary dersi hocayla ik görüşmem;
b-may i ask you sth before we start?
h-sure,go on.
b-why did u choose british as an accent?
h-first this is australian,n ı had to.
b-so u lived there?
h-yes,for some years.why did u ask,does that bother u?
b-well it sounds a little stupid(bunu biritişle söyleyerekten)when no-native speakers speak british.
h-well Im not gonna change it for you.
b-as if I wanted you to do that..

19 şubat cuma contextual grammar dersi,bu hocayı da ikinci görüşüm

herkesten bir soru ister hocamız kendi ile ilgili.ve bu narsistliği,jim carrey edası hareketleri ve biritiş aksanıyla birleşince ben yine sinir oldum.
herkes ıssız bir adaya düşseniz götünüze sokacağınız üç şey mantığında anket soruları sordu.
bana geldiğinde.
"well,what on earth made u think that,this necktie matches with that shirt?"dedim.
ikiside farklı yönlere doğru çizgiliydi ve gözlerimi sikmişti.
soruma cevap vermedi.

tamam british aksanı kulağa harika geliyor ama sadece british insanlar konuştuğunda yahu.
NÖYS diyor adam.
NÖYS

naknaknakinon

ne farkettim biliyor musun,
alkolün etkisindeyken çatır çatır ingilizce konuşabiliyorsun.
2 gün önce nedjima denen sümüklü yerden kampis'e dönüyoruz.
arkadaşım da leş gibi,ben kötü değilim okadar başım ağrıyor kapalı ortam etkisi.
durmadan ingilizce konuşuyor.
bende ne zararı olcak eğleneyim diye eşlik ederken,
yarım saat boyunca kafa sikecek kadar ingilizce konuştuğumuzu farkettim.
durakta yanımıza bir kız yaklaştı ve "I heard you were talkin english so may ı ask you whether you guys are waiting for the beytepe service?" dedi.
bizde cevap verdik.
ardından dayanamadım kıza dedim biz bunu eğlencesine yapıyoruz dedim,türküz yani dedim.
çok şaşırdı kaç senedir ingilizce eğitimi aldığımızı falan sordu.biritiş olmadığımızı anlamış ama amerika falan diye düşünmüş.öyle baya muhabbet uzadı.
mylla'ymış adı.ne güzel isim lan.
italyalıymış.
işte servistede konuşurken ön koltuğa oturan iki kzı gözlerimizin içine baka baka
"ayy beyin sikici erasmuslular da burda" dedi.
koz elime geçmişti.yüzümde büyük bir gülümsemeyle ikisine dönerek "biz türküz bu arada sayın erasmus hater girls" dedim.
y*rrak gibi baktılar,özür dileriz dediler.
işte öyle.
kampüsteki sindirella kurallarından çok rahatsızmış mylla.
giriş saatlerinden bahssediyor.
bu kadar.

dün akşam da gizem süpriz noodle getirimiş çok güzeldi yine canım istedi.
neyse mezgit yiycem bugün.


edit:(23 şubat 09) mezgit yemedim o gün.mantarlı pide yedim.

16 Şubat 2009 Pazartesi

bu satırları yazarken kakaolu pirinç patlağı yiyorum

yine o zamanlardan birindeyim.
çok önceden bahsetmiştim.
yaklaşık 1 seneyi bulan aralıklara,elektronik bir cihaza para verme isteği gelir durur bana senelerdir.
bunu bazı arkadaşlarım,"içindeki manevi eksikliği maddiyatla doldurma isteği" diye adlandrıyor.
arkadaşlarım psikolog falan değil ama böyle cümleler kurabiliyorlar evet.
neyse.
işte yine o zamanlardan birindeyim şuan.
internette site site dolaşıyorum ne almalıyım diye.
yarın elimde olacak yeni bir ipod,blackberry,dslr kamera,grafik tablet,beni bir sene daha çok mutlu edecek diye düşünüyorum.
yanılıyorum tabi.
aksine,ilerleyen aylarda ağzıma edebilir bu durum.
bu yüzden bu düşüncemden vazgeçiyor ve kendime kremalı mantar çorbası yapıp,bir sigara alıp koridora çıkıyorum.

şimdi şöyle bir şey var

insanların bir deviantart üyelikleri,bir de flickr üyelikleri var.
flickr galerilerini gezmek bana daha çok zevk veriyor.
niye derseniz;
kaç kişi bakmış, kaç kişi favoriye eklemiş,derdi olmadan,istediği,bakıp beğendiği fotoraflarını,çizimini bilmemne koymuş adam galerisine.en güzeli,
mesela koskoca üçyüzotüzüçbracket yaramaz nunuya binip çektiği fotorafı flickr a yüklemeyi tercih etmiş.

korkmuş çünkü deviantarta koyarsam insanlar ne der,beni fevlemez,ucuz pavyonların masalara meze karısı olurum demiş.ama flickr a koyunca sadece" evet ben de bir insanım,eğlenme içgüdüsüyle fotoraflar çekilebiliyorum" görüntüsü veriyor.
ne sıkı saçmaladım.
bu freyzi de lav kullanır hep.
uyudu şimdi.
söylemiyorum ama kedisi çok komik olmuş,genelev mamalarına çevirmişler cağnım kediyi,leoparlı meoparlı.

15 Şubat 2009 Pazar

laviz

eğriyıl aynı.
my own ariel.

10 Şubat 2009 Salı

under no one's umbrella ella

iki gündür hava yağmurlu burada.oradan aklıma geldi.şemsiye kullanmayı hiç sevmiyorum.
bu yazının "yağmur damlalarının pıt pıt yüzüme çarpmasından daha güzel ne olabilir ki!bunu neden engelleyeyim,çiçekler,böcekler,yağmuru seviyorum bılog!" şeklinde devam edeceği yok merak etmeyin.
sadece gereksiz bir ağırlık şemsiye.
elimde 2 bavul gezerim,bir şemsiyeyle gezemem.
hatta bir ara annem sırf şemsiye kullanayım diye bana bir şemsiye hediye etmişti.
böyle küçülüp küçülüp neredeyse cebine sığdırabileceğin tiplerden.
birkaç gün sırt çantamda taşımıştım.ama ne kadar yağmur yağsa da çıkartmadım yine çantamdan.
başkasının şemsiyesinin altına girmeyi de sevmiyorum işin garip yanı.yürüyebileceğin kocaman bir yolda, kafana birkaç damla su gelmesin diye bir şemsiyenin altında 2,3 kişi sığışmaya çalışıyosun.
bu yüzden yağmurlu havaların en büyük dostu ingilizcede hoodie,türkçede ne dendiğini bilmediğim şapkalı üstlerdir.
yeter neyse,sıkıldım.
bi gecede fıstk ezmesini de yarıladım.
yağsız süt fıstık ezmesi çifti çok ironik.
ironik.

9 Şubat 2009 Pazartesi

niptuck



niptuck 5. sezon 13. bölümü az önce izlerken 15 dakika arayla iki ayrı sahnede bağırarak küfür ettim.
"ANASININ *MI" dedim.
ryan murphy,dizinin yaratıcısı,yazarı,yönetmeni olan adam'a
"duuude youre a fuckin phsycho" demek istedim.

soldakileri de biraz araştırma sonucu buldum.lyn ve richard,onlarda dizinin yazarlarındanmış.korkunç düşünceleri yüzlerine vurmuş dedim fotorafı görünce.


edit:14. bölüm,daha ne gelebilir başalrına lan.
katlettiler bütün castı.
ama olsun.gelmiş geçmiş en iyi drama ilan ediyorum bu diziyi.
ediyoruğm ettim.

8 Şubat 2009 Pazar

back to black bitches

çirkin kızlar üzülmeyin,artık sizinde bulunduğunuz sosyal ortamlarda benzetilebileceğiniz bir ünlü var.
amy winehouse.
kara,kuru,baykuş saçlı,gözaltları çökmüş,büyük burunlu bir kız dahi olsa da,"ayy eymi vaynhağuza benziyoson" dendiğinde mutlu olduğunuzu biliyorum.

çirkin kızlar tamlaması çok kırıcı oldu,geri aldım.
bu yazı başlı başına kırıcı oldu hatta.
amywinehouse'dan valerie dinlesin üzülenler neşeleri yerine gelsin.

yüp

ne kadar uzun süredir ağlamıyorsun diye sordu dün gece biri.
dur bakayım dedim.bir boşluk oldu.hatırlamadım lan.
o gece ağlamayı çok denedim.ama her denememde daha da komik duruma düştüğümü farkettim.
çok eğlenceliydi.
ne alköllü içeceklerin,ne duygusal müziklerin,ne aile sorunlarının,ne başkalarının sorunlarının hiçbir faydası olmadı.
sonra bir baktım herkes uyumuş.

7 Şubat 2009 Cumartesi

gözlerimizmiparlıyor

fotoğrafların üzerine resim çizmek nasıl eğlenceli.

akşam akşam oldu mu

akşam henddrikle karşılaştık.son gecesiymiş buradaki,yarın almanyaya dönüyormuş,fotoğraf falan istedi bizimle birlikte,sonra bir şeyler yazmamızı istedi.
çok üzüldüm lan.neyim halbuki o benim.kaç ay oldu tanıyalı.
yakında kadın programlarına ağlamayı düşünüyorum.

bir da sarah joncas diye bir bayan var kanadadan.tanımam etmem kendisini,sadece deviantartda çizimlerini takip ettiğim bir hanım,şöyleki çizimlerindeki stili o kadar kendine özgü ki nerede görsen bu onun çizimidir diyorsun.
bir de çok güzel balık çiziyor.teapartygirl kullanıcı adı girin bakın link mi vericem bir de.

bir de kampüs içindeki kafelerde sigara yasaklanmış.
bir de tavuk salatasına zam gelmiş.
bukadar.

5 Şubat 2009 Perşembe

döndüm ben,yok lan o manada değil.

uzun süre için kendi evimdeki son günümde sabah kahvaltısında kremalı patates kızartması,yumurtalı ekmek,fıstık ezmesi yedim ve portakal suyu içtim.
daha sonra mavi şeker adlı programda mustafa güngeceyi izledim.sonra evden çıktım.
ankaradayım.
evden çıkınca kendimi ankara da bulmadım tabi.
ototbüsle geldim.
bitmek bilmeyen bir yolculuktu yine.
farkettim ki yokluğumdan fırsat ankaraya yine alışveriş merkezi dikmişler biriki tane.
hepsi birbirinin aynı halbuki,içlerinde farklı bir şey olsa kızmıycam.
neyse.
yetmiş vasıta değiştirdikten sonra hacettepe otobüsüne kendimi attım.
biraz uyumayı hayal ederken,yeni erasmus öğrenci kafilesinin borat aksanlı ingilizceleriyle cırcırcır kaynaşma çabaları bu hayalimin içine sıçtı.
dönüp küfretsem neolur ki dedim.anlamazlar sonuçta.
hele bi tanesi var anladığım kadarıyla nüyorktan gelmiş,onun yüzüne işemek istedim.
sağda aydınlatılmış sahadaki kasklı ayımsı amerikan futbolu oyuncularını görünce artık kampüste olduğumu anladım.
kendimi odama attım.
birazdan yemek yemeye çıkmayı düşünüyorum.
tatille ilgili de bir bok anlatasım yok,çok güzeldi sadece.

31 Ocak 2009 Cumartesi

camdan bakan çocuk ve camdan giren arısı


bugün çok sıkıldım.

27 Ocak 2009 Salı

nef.

babamın uyandığında yatağından kalkarken diyaframından çıkardığı "HIA!" sesi var ya,o bile yeter günümün berbat geçmesine.

şimdi çıkmalıyım.geç kaldım.

25 Ocak 2009 Pazar

cızırt


son günlerde durmadan resim çiziyorum.
eski arkadaşlarımla görüşüyorum.
televizyonda yemekteyiz izleyip gülüyorum.
fıstık ezmesi yiyorum.
internet bağlantısı bulduğum nadir zamanlarda ebay'de annemin attığı oyuncaklarımı bulmaya çalışıyorum.ebay'de oyuncaklara bakmak çok eğlenceli.

dün gece bunları yazmışım bir kağıda bir de:

bu gece nefes dahi almadan resim çiziyorum.ikeadan 3 liraya aldığım keçeli kalemlerim yorulduk bir siktir der gibi bakıyorlar.ama yok.ellerim yerinde duramıyorlar.hiçbir şey yapamıyorsan karala gelişigüzel diyorlar.geçen seneden kalma dersane defterimde onu bulduğum bu geceye küfür etmekte.
bir de dün geceki muzlu puding komamdan olsa gerek bu gece bir şeyler tıkınmıyorum.
su ve sigara hariç.neyse camı kapıyım çok soğuk oldu.

19 Ocak 2009 Pazartesi

arka bahçede hayat devam ediyormuş

izmitteki bilmamkaçıncı günümde uyanır uyanmaz yatağımın kenarındaki pencereden bahçeyi izledim.ondan sonra bir kaç fotorafını çektim size göre anlamsız ama benim gözlerimin aşina olduğu bir kaç manzaranın.bu arada,her ne kadar internet denen ağlemde hepsinin paylaşımını yapmasamda gün içinde çok fazla abuk subuk şeyin fotorafını çeken bir insanım ben.sonra günün geri kalanında onlara bakar dururum.


otu,böceği çekmekten sıkıldıktan sonra,birazda uykudan yeni kalkmış pörtlek gözlü,yüzünde çıkan tek tüy olan bıyıkları,gereğinden fazla uzamadan imha edilmediği için yüzüne daha da ergen görünümü katan melihi çekmeye karar verdim.bununla da kalmadım,sonra o güzelim fotoraflarla benim günaydın melih fotoraflarımı birleştirdim.en sonunda da siyah beyaz yaptım da paçayı biraz kurtardım.

bu da siyah beyazın asilliğine kapılıp ergen bıyıklarımı farkedemeyen dostlarım için yüklediğim renkli fotorafım.

ha bir de
gömleğimin renkleri çok güzel biliyorum.
bir zamanlar çok şimdi daha az değer verdiğim birisinin hediyesi.
az değer vermek ne demekse.

18 Ocak 2009 Pazar

nırın


veri först gift

16 Ocak 2009 Cuma

hello,my father is an addicted

izmitteki tatilimin ilk gecesinde babam üstüme saldırdı.
sfsfsdf.
böyle söyleyince komik oldu.gaynımbanagaydı gibi.
artık medeni bir konuşmanın onunla mümkün olmadığını anladım.
hiçbir zaman değildi gerçi ama.
bu bir ergen tribi değildir.
sadece bilmiyorsun blog işte.
neyse,burada ciddi muhabbetler ettiğimde hep pişman oluyorum.
ankaraya dönünce çalışmaya başlamayı düşünüyorum.
cepa'daki mcdonalds a girerim belki.
bitti

14 Ocak 2009 Çarşamba

yaramaz nunu



nunu vardı bir tane teletabilerde.
yaramaz nunu.
emiş gücü yüksek bir süpürgeydi.
kdsjfhjds.

final of finals,yıhyıh

haşırt diye bir ses duyduysanız akşam 4-5 sularında,bana giren phonetics and articulation dersinin final sınavı'nın sesiydi.zincirleme isim tamlaması yaptım yey.
and you think I give a damn?
noes.

gece 11.30 ta fatih ekspresi ile izmite gidiyorum.
and you think I give a damn? yeahs.
nediyorum.

3 hafta boyunca neyi özleyeceğim biliyor musun,tavuk salatasını,gitmeden son bi yiyim diyorum.

12 Ocak 2009 Pazartesi

neler oluyor bu rafta


nediyorsön

pizzacı geldi.
koridorun taa en sonundaki odanın kapısını çaldı.
iki orta boy pizza teslim etti ve gitti.
bende kahve ve sigarayla izledim.
güzeldi.

10 Ocak 2009 Cumartesi

naytsdrayvmikreyzey

saat 7 olmuş lan,
bir geceyi daha sabah etmeyi başardık,şimdi oturduğum yerden kalkıp herkese haber vermeliyim.
bir de seksondıbiğç şatları ne şirin şeylermiş.
görüntüsü yetiyor içine düşmek için
yetti daha doğrusu.
ayılma zamanıı,selam cumartesi.

ps:unutma melih,geceki grubun adı flu,araştır bul şarkılarını.sevdin hatırla.

edit:bulamadım yok yok.
ve tahminim doğruymuş.şeftali likörü varmış içinde.

edit 2:şeftali likörü,kulağa ne güzel geliyor lan.

8 Ocak 2009 Perşembe

bomberman

yarın sabaki speaking finalime çalışmak yerine bu sefer de bomberman'da oyun bitirmeye çalışıyorum.

7 Ocak 2009 Çarşamba

siks fiğt andır

bir saat önce mi ne uyandım.
rüyamda anneannem ölüyordu.
uyanınca annemi aradım sordum ne yapıyorlar diye.
hastaymış anneannem.zaten dedem de hep hasta artık.
önümüzdeki seneler içinde yok olacak olmalarını düşünmek çok korkunç.
çocuklarım hiç tanıyamayacak mesela onları.
ne kadar boktan bir şey farkında mısınız bilmem.
şanslıysanız,tüm sevdiklerinizin ölümüne şahit olacaksınız,ne tür bir şans ise bu.
ama eğer sevdikleriniz kadar şanslı değilseniz,hepsinden önce yok olup gideceksiniz.
oradan sonrasına hiç girmiyorum bile.
ya işte öyle.
biliyorum siniriniz bozuldu.
ben de ne yazıyorsam böyle şeyler.
gossip girl tarzı yaşam tarzımdan bahsetsem ünlü olmuştum değil mi?

make me beauti-fool

tam da finallerin ortasında başlarım 5.sezona.

5 Ocak 2009 Pazartesi

before I die,I want to..

tek kameradan oluşan antika kamera koleksiyonuma bir ikincisini eklemek amacıyla yaptığım gugıl sörç sırasında bir siteye rastladım.
saatlerdir fotoğrafları geziyorum içindeki.birkaçını bilgisayarıma kaydettim.
site'de başta amerika eyaletleri olmak üzere dünyanın her bir yerinden insanların yolladığı polaroid fotoğraflar var.her fotoğrafın altında da fotoğraftaki kişinin el yazısıyla, ölmeden önce yapmak istediği bir şey yazıyor.
http://beforeidieiwantto.org/images/0000009.jpg
http://beforeidieiwantto.org/

what do you want to do before you die?

"before the polaroid" yazınca karşıam çıkan bu linkten sonra şimdide after the polaroid yazalım bakalım neler çıkacak.

ps:bir internet sitesinde çok güzel bir kamera buldum bileğ!
niye bir internet sitesi diyerek gizem yarattım.reklam olmasın diye değil.gidip ben almadan almayın diye.

glup


hayallerinizin gerçekleşmesi için,
en yakın kırtasiyeden siyah bir keçeli kalem alın.

2 Ocak 2009 Cuma

ayaklar


ne de güzelmiş.

yeniyıldaçokpisşeyleryaptımabi

normal şartlarda,yeni yılda neler yaptığımı,başıma nelerin geldiğini,nelerin gelmediğini anlatmam lazım,ama 3 günden beri odama yeni adım atıyorum ve bunlar için fazlaca yorgun ve üşengecim.
sadece.
19.
çok fazla sayının birleşimi.
19 yaşında olmayı haketmiyorum sanki.
yaşlı olarak dünyaya gelip git gide küçülsek ya.
tıpkı yeniyıla girerken yaptığımız geri sayımlardaki gibi.


bu mani'min(!?) ardından sözlerime heleloy diyerek son vermek istiyorum.bir kaç saat içinde yeni aldığım şu termos şeklindeki bardağımı latte ile doldurmak üzere kütüphaneye gideceğim.
tamam tamam,sizin için de öperim otomatı