bir önceki melankolik(!) yazımın başlığına peter pan yazmışım,oradan aklıma geldi.
peter pan i yazılığı gibi okuyanlara az önce bir başlık altında da söylemiş olduğum gibi acil şifalar diliyorum.
zaten "heidi" nin dublajında da pitır a peter diyorlardı.
haydi'ye de heidi diyelim o zaman.
gerçi peter almanca da yazıldığı gibi okunur doğru.
ama ingilizce'de öyle okunmaz ,pitır kardeşim pitır o.
hatta ingiltere semalarına kayacak olursak biraz:piğğtaaağğ
ahahah.
artık şu yabancı dil sınavına girmeli ve bu baskıdan kurtulmalıyım.
kötüyüm fdsgsdfg
26 Mayıs 2008 Pazartesi
24 Mayıs 2008 Cumartesi
peterpan
ben de büyümeyi istemeyen çocuklardandım sanırım. iki basamaklı,1 ile başlayan sayıların sonlarına yaklaştım. O "1" rakamının "2" olması bazen moralimi bozuyor. bir zamanlar kısa bir süre için günlük tutmuşum,günlükten çok günlük ihtiyaçlarımı giderip gidermediğime dair bir not defteri de diyebiliriz aslında. nedeni şu ki çoğu sayfa"bugün uyandım,giyindim,okula gittim,şu şu sınavlara girdim,geldim,çizgi film izledm,uyucam.." diye devam ediyor.aralarda da şu oyuncağı aldım mutluyum gibi ifadeler var.oyuncaklarla oynamayı çoğu zaman yaşıtlarımla oynamaya tercih eden bir çocuktum.el kadar oyuncaklara çoğu kişiden daha fazla değer verdiğimi hatırlarım.uzun süre de öyle oldu. annem bir gün hepsinden nefret edeceksin odandan atacaksın derdi de inanmazdım.öyleymiş demiycem tabi ki hayır hala odam oyuncak dolu hahaha. uzun lafın kısası hala büyümeyi istemiyorum sanırım.
ve bunu durduramanın elimde olmadığının bilincinde olmak da en kötüsü.
21 Mayıs 2008 Çarşamba
din
bazen umarım herşey doğrudur,cennet cehennem,tanrı,hepsi gerçekten olan şeylerdir diye düşünüyorum.
böyle olması hiç de lehime olmayacağını bilmeme rağmen.
ama ne bileyim,sonsuza kadar yok olmak düşüncesi cehenneme gitmekten bile daha korkunç geliyor kulağa.
belki de bu yüzden oluşturulmuş bir şey din.
tüm dinlerde ortak bir şey varsa o da yeniden bir başlangıç,dünyaya gelmek,veya başka bi boyuta geçmek falandır.
sanki insan yok olma korkusuyla bunları üretmiş gibi gelmiyor mu?
.
neyse.
dinle ilgili kafamdaki soruları irdelediğim de kötü hissediyorum.
yukarı da birileri beni duyuyorsa onu kızdırmak istemem.
yeterince kızmış durumda.
böyle olması hiç de lehime olmayacağını bilmeme rağmen.
ama ne bileyim,sonsuza kadar yok olmak düşüncesi cehenneme gitmekten bile daha korkunç geliyor kulağa.
belki de bu yüzden oluşturulmuş bir şey din.
tüm dinlerde ortak bir şey varsa o da yeniden bir başlangıç,dünyaya gelmek,veya başka bi boyuta geçmek falandır.
sanki insan yok olma korkusuyla bunları üretmiş gibi gelmiyor mu?
.
neyse.
dinle ilgili kafamdaki soruları irdelediğim de kötü hissediyorum.
yukarı da birileri beni duyuyorsa onu kızdırmak istemem.
yeterince kızmış durumda.
12 Mayıs 2008 Pazartesi
kalem kutusu
Bugün deneme sınavındayken yanımda oturan kızın kalem kutusu dikkatimi çekti.
kocaman bi kalem kutusu vardı.içinde bir yığın uçlu kalem ,uçlar,renkli tükenmez kalemler,fosforlu kalemler,2şer 3er silgiler.
dükkan gibiydi anlayacağınız.
düşündüm kendimi.
ben ki o kadar resim çizerim yazı mazı yazarım sıkıldığımda.kalemle silgiyle işim çoktur yani.
ama hiçbi zaman öyle bi kalem kutum olmamıştır.
yazacak kalemi zor bulurum,silgim falan hiç olmaz.
öyle uçmuş renkli kalemmiş hak getire.
hiçbir zaman "07 ucunuz varmıaa?" diye bir yakarışa "al,buyur,bunu kullan" diyen insanlardan olamadım.
yaradır içimde.
birkaç kez denedim ama en fazla 3 gün dayanıyor sonra hepsini kaybediyorum.
üzülüyorum kendime.
ps:bugün de tam bi sümüklü böcektim yanımdaki kız kimbilir ne küfretmiştir.
kocaman bi kalem kutusu vardı.içinde bir yığın uçlu kalem ,uçlar,renkli tükenmez kalemler,fosforlu kalemler,2şer 3er silgiler.
dükkan gibiydi anlayacağınız.
düşündüm kendimi.
ben ki o kadar resim çizerim yazı mazı yazarım sıkıldığımda.kalemle silgiyle işim çoktur yani.
ama hiçbi zaman öyle bi kalem kutum olmamıştır.
yazacak kalemi zor bulurum,silgim falan hiç olmaz.
öyle uçmuş renkli kalemmiş hak getire.
hiçbir zaman "07 ucunuz varmıaa?" diye bir yakarışa "al,buyur,bunu kullan" diyen insanlardan olamadım.
yaradır içimde.
birkaç kez denedim ama en fazla 3 gün dayanıyor sonra hepsini kaybediyorum.
üzülüyorum kendime.
ps:bugün de tam bi sümüklü böcektim yanımdaki kız kimbilir ne küfretmiştir.
28 Nisan 2008 Pazartesi
çiş
geçen gün bi kafe de oturuyodum tavla oynuyodum arkadaşımla. çok tuvaletim geldi bikaç kez tuvalete gitmeyi denedim ama hep doluydu. sonra dedim kalkalım burdan başka biryere gidelim. gittiğimiz köhne barda çişimi unuttum ve oturdum. 50 lik bi bira içtim. sonra eve geldim. kapının önünde anahtar ararken çişim geldi yine. yaklaşık 6 yaşımdan beri otomatik olarak kapı önlerine geldimmi çişim gelir benim. birkaç kez çişimi saatlerce tutup kapı önünde koyverme vukuatlarım vardır. yine aynı şey oldu. telaşla mp3 kulaklığıma karışan spaydır menli anahtarlığımı birbirinden ayırdım ve kapıyı açtım. tuvalete koştum. ve işedim... o kadar uzun sürdü ki böyle yaşlandığımı hissettim. veya zamanın durduğunu. hatta hayatım gözümün önünden film şeridi gibi geçti. tamam abarttım.
bu arada artık barlarda kimlik sorunum olmamasına rağmen hala bi tedirgin oluyorum çok garip.
20 Nisan 2008 Pazar
faynıl kauğndağvn
son bikaçgündür düşünüyorum gidersem neleri özliycem diye,
aklıma şunlar geldi:
pilav,
yalnız başına bi odada uyanmak-uyumak,
duvarlarım,
oyuncaklar,
birkaç insan,
daha var tabi ama aklıma gelmiyolar,belkide özlemem ne bileyim.
belki de özlememe gerek kalmaz tabi bi de işin o yanı var ahah.
geri sayım başladı çoktan sanki ama ben fazla takmıyorum galiba.
takmaya başlasam iyi olacak,bana güvenen çok insan var
18 nisan cuma 2008
ps:bugün din kültürü sınavım iyi geçti,din kütürü sınavalrım iyi geçtiğinde cennete gidebileceğim düşüncesine kapılıyorum,ilginçtir.
aklıma şunlar geldi:
pilav,
yalnız başına bi odada uyanmak-uyumak,
duvarlarım,
oyuncaklar,
birkaç insan,
daha var tabi ama aklıma gelmiyolar,belkide özlemem ne bileyim.
belki de özlememe gerek kalmaz tabi bi de işin o yanı var ahah.
geri sayım başladı çoktan sanki ama ben fazla takmıyorum galiba.
takmaya başlasam iyi olacak,bana güvenen çok insan var
18 nisan cuma 2008
ps:bugün din kültürü sınavım iyi geçti,din kütürü sınavalrım iyi geçtiğinde cennete gidebileceğim düşüncesine kapılıyorum,ilginçtir.
huy muy
garip garip huylar edindim.
kesilmiş saç parçaları ve lavabo delikleri gibi hiçbir anlam ifade etmeyen unsurlar tekinsiz gelmeye başladı gözüme.
hep bu japon korku filmleri işte ah!
eskiden karanlıktan korkardık ne bileyim hayaletten korkardık şimdi korktuğumuz şeylere bak.
halkayı da mikeyim garezi de mikeyim.
18 nisan cuma 2008 20:39
kesilmiş saç parçaları ve lavabo delikleri gibi hiçbir anlam ifade etmeyen unsurlar tekinsiz gelmeye başladı gözüme.
hep bu japon korku filmleri işte ah!
eskiden karanlıktan korkardık ne bileyim hayaletten korkardık şimdi korktuğumuz şeylere bak.
halkayı da mikeyim garezi de mikeyim.
18 nisan cuma 2008 20:39
fark
bugünlerde "farklı" kelimesinin kullanım alanı değişmeye başladı zihnimde.
sıradan olmayan,dikkat çeken bir şeydir farklılık.her zaman tepki alandır.
eskiden toplum içinde dövmeli insanlar,ne bileyim piercing bilmemne takanlar herkes gibi bana da farklı gelen şeylerdi,fakat artık o kadar insan var ki farklı olmak
için çabalayan,farklı olmak sıradan bir hal aldı.
sıradan insanlar dikkat çeker oldu.
kendine farklı bi tarz yaratmamış,sıradan yaşayan insanlar tepki alan insanlar oldu
niye oldu böyle acaba,
garip.
dönüşüm içindeyiz sanırım.bakalım ne zaman insanlar farklı olmak adına sıradan birşeyler yapmaya başlayacak.
p.s:acaba kaç kez farklı ve sıradan kelimesini kullandım
sıradan olmayan,dikkat çeken bir şeydir farklılık.her zaman tepki alandır.
eskiden toplum içinde dövmeli insanlar,ne bileyim piercing bilmemne takanlar herkes gibi bana da farklı gelen şeylerdi,fakat artık o kadar insan var ki farklı olmak
için çabalayan,farklı olmak sıradan bir hal aldı.
sıradan insanlar dikkat çeker oldu.
kendine farklı bi tarz yaratmamış,sıradan yaşayan insanlar tepki alan insanlar oldu
niye oldu böyle acaba,
garip.
dönüşüm içindeyiz sanırım.bakalım ne zaman insanlar farklı olmak adına sıradan birşeyler yapmaya başlayacak.
p.s:acaba kaç kez farklı ve sıradan kelimesini kullandım
30 Mart 2008 Pazar
ölümcek
eşofmanlarımı giymiş,semihin odasındaki televizyonu açmış ders çalışmaktan artakalan zamanımı tembellikle geçirmekteydim.oturduğum yastığın yanında semihin bi antikacıdan aldığı radyo vardır.küllük müllük koyar üzerine,işte tam oradan tavana doğru tırmanan bir örümcek gördüm.takılsın spaydırmen dedim tv'ye döndüm,
sonra bir daha baktığımda yukarıya çıkan bi örümcek yoktu,aksine yeniden radyonun arkasından çıkan bir örümcek vardı.dejavumu yaşadım acaba dedim.örümceği takip ettim,nereye gidecek dedim.bi süre sonra sıkıldım ve kanal değiştirdim.tekrar bakınca örümceğin yine yokolduğunu gördüm.derken yine çıktı radyonun arkasından.patlattım bi tane ağzına duvara yapıştı.
"-eeeh" dedim sen benimle oyun mu oynuyosun örümcek aklınla aptal dedim.
cevap vermedi
ya kızmıştı bana
ya da ölmüştü.
sonra bir daha baktığımda yukarıya çıkan bi örümcek yoktu,aksine yeniden radyonun arkasından çıkan bir örümcek vardı.dejavumu yaşadım acaba dedim.örümceği takip ettim,nereye gidecek dedim.bi süre sonra sıkıldım ve kanal değiştirdim.tekrar bakınca örümceğin yine yokolduğunu gördüm.derken yine çıktı radyonun arkasından.patlattım bi tane ağzına duvara yapıştı.
"-eeeh" dedim sen benimle oyun mu oynuyosun örümcek aklınla aptal dedim.
cevap vermedi
ya kızmıştı bana
ya da ölmüştü.
Spongebob
Spongebob'a çok üzülüyorum,hem kendisine üzülüyorum,hem de onu yaratan değerli şahsiyet adına kahroluyorum.sen kalk bu kadar orjinal bir fikir bul,sualtında olmayacak her şeyin olduğu bir çizgifilm yap,sonra gelsin bi kaç dandik,yan sanayi giyim firması karakterini ucuz tshirtler üzerine bassın,üstelik renklerini bile yanlış kullansın.pembe spongebob gördüm ya dahası mı var.!
Sonra da yurdum insanı ucuz buldum atlayayım hesabı alsın t shirtleri ve ta-taam,spongebob belki varlığından haberi bile olmayan,bırak çizgifilmini izlemeyi,adını bile duymamış,spongebob ı bulaşık süngeri markası scotch bride diye okuyan insanların üzerinde dandik bi baskı olarak yerini almıştır.
yakasım geliyo o tshirtleri spongebob.şöhretini zedeliyorlar.neyse taklitler aslını yaşatır diye klişe bi söz söyleyeyim de susayım.
28 Şubat 2008 Perşembe
gitgide artıyor bu olağanüstü güçlere sahip olma özentiliği.
bu kadar mı istek duyuyoruz sahip olamayacağımız şeylere.
her gün televizyonda daha fazla fantastik diziler,dna'larıyla oynanmış uçan,kaçan,yokolan insanlar..
elektrik çarpanını mı ararsın,neresini bıçaklasan yine hortlak gibi dirilenini mi,dirilteni mi..
bi de sinema filmleri var tabi,elinde sopası büyü yapan okul öğrencileri,işi gücü bırakıp dünyayı kurtarma sevdasına düşen kahramanlar.
üzgünüm ya,
insanlar hiç bir zaman görünmez olmayı başaramadı,
hiç bir zaman ışınlanamayacak da.
23 şubat 08
bu kadar mı istek duyuyoruz sahip olamayacağımız şeylere.
her gün televizyonda daha fazla fantastik diziler,dna'larıyla oynanmış uçan,kaçan,yokolan insanlar..
elektrik çarpanını mı ararsın,neresini bıçaklasan yine hortlak gibi dirilenini mi,dirilteni mi..
bi de sinema filmleri var tabi,elinde sopası büyü yapan okul öğrencileri,işi gücü bırakıp dünyayı kurtarma sevdasına düşen kahramanlar.
üzgünüm ya,
insanlar hiç bir zaman görünmez olmayı başaramadı,
hiç bir zaman ışınlanamayacak da.
23 şubat 08
20 Şubat 2008 Çarşamba
mouse
kablosuz mouse aslında çin işkencesi diye tabir ettiğimiz sisteme dair üretilmiş bir cihazdır.
evet evet.kesinlikle çin de üretiliyor olmalı bunlar.
ve evet şimdi tersini çevirdim mausumun ve karşımdaki yazı karşısında şaşırdım mı?hayır.
made in China
nitekim bu mause'lar en ihtiyacımız olduğu zamanlarda nedense hep işe yaramaz birer cihaz halini alır.
o aptal şarj edilebilen pillerinin şarjı hep biter.
yeri geldiğinde aylarca dayanan o piller önemli birşey yazmak zorundayken biter ve aptal mausunuzun alt tarafındaki aptal kızıl ötesi ışık bir yanıp bir söner.sizinle adeta oyun oynar.
dişlerinizi sıkmanıza neden olur.
tavsiyem hemen onlardan kurtulmaktır.
aksi takdirde dünyayı da ele geçirir bunlar.
kablolu neyimize yetmiyor ki sanki evi mi turlayacağız alt tarafı bi fareyle.
çok doluyum.bitmez bu yazı
evet evet.kesinlikle çin de üretiliyor olmalı bunlar.
ve evet şimdi tersini çevirdim mausumun ve karşımdaki yazı karşısında şaşırdım mı?hayır.
made in China
nitekim bu mause'lar en ihtiyacımız olduğu zamanlarda nedense hep işe yaramaz birer cihaz halini alır.
o aptal şarj edilebilen pillerinin şarjı hep biter.
yeri geldiğinde aylarca dayanan o piller önemli birşey yazmak zorundayken biter ve aptal mausunuzun alt tarafındaki aptal kızıl ötesi ışık bir yanıp bir söner.sizinle adeta oyun oynar.
dişlerinizi sıkmanıza neden olur.
tavsiyem hemen onlardan kurtulmaktır.
aksi takdirde dünyayı da ele geçirir bunlar.
kablolu neyimize yetmiyor ki sanki evi mi turlayacağız alt tarafı bi fareyle.
çok doluyum.bitmez bu yazı
17 Şubat 2008 Pazar
kar
gece oldu.
karanlık,soğuk,ölmüş ağaçlarla dolu arka bahçemiz yine karlarla örtüldü.
yine saatlerce seyredilebilir bir manzara haline geldi.
az önce annem telefon açtı,melih yatak odasının panjurlarını kapamayı unuttum, kapa dedi.
neskafemi de aldım gittim yatak odasına.
camı açtım.hiç sevmediğim bu bayır ne kadar da güzel gözüküyordu,rüya gibiydi.
kar hala yağmaya devam ediyordu.kahve bardağıma sıkıca sarıldı ellerim biraz ısınır belki düşüncesiyle.
sonra ayrıldı bardağından ellerim ve panjurları kapadı.
zaten her zaman itici olan panjur kapama sesi,gecenin 2 sinde ,sokaklarda ölüm sessizliği varken daha da itici geldi kulaklara.gece panjurlara küfür etti.uyandırdım geceyi kısa uykusundan.
şimdi uyuma sırası bende.
keşke yağan karın da yağmur damlaları gibi sesi olsa..
uyumama yardım etseler söyledikleri rutin şarkıyla.
gece bitmek üzere şimdi.bi horozun ü-ürüü-üü diye ötüşlerini duyuyorum.şehir merkezinde horozların ne işi var yahu?.horozların çalar saat görevini üstlendiği zamanlarda mı yaşıyor mahallemiz?
yarın çok iş var yapılacak.
03:38
7 Şubat 2008 Perşembe
De Paris De Bülent
Bizim orda bi erkek kuaförü var,
erkek kuaförü dediysem bildiğin mahalle berberi,
20 metrekarelik bi mekan.
Adı da:"De paris de bülent".
Neden bu kadar kılas bi isim koymuş anlam veremedim.
Hadi fransız sın diyeceğim de o bülent ne be herif!
dö paği dö edmondo falan deyince yine bi kulağa hoş geliyor.
iyisi mi sen yine kaldır şu tabelayı da berber bülent ismini bi düşün derim bülent abi.
tabelanın yanına da bi tıraş olan adam resmi.
oh mis.
5 Şubat 2008 Salı
suluboya
.jpgdf.jpg)
Bir zamanlar bende renkleri sevmezdim,
renkleri kullanmayı sevmezdim daha doğrusu,
derdim ki siyah herşeyi anlatır.
Renkler sadece curcuna yaratmak içindir.
Ne kadar da yanılıyormuşum.
..........................................................
Bu sabah odamı toparlarken eski resim çantamın içinde suluboya fırçalarımı buldum.çok mutlu oldum.
Kaybettiğimi sanıyodum ümidi kesmiştim :D
Fırçalarıma kavuşmanın verdiği mutlulukla 3 saat suluboya yaptım.
Suluboya yaparken yazın yapacağım yağlı boyaları düşündüm.
İsim bile verdim hayali tabloma .
Çilek tarlası olsun adı dedim.
Beatles'ın strawberry fields ı dinlerken.
renkleri kullanmayı sevmezdim daha doğrusu,
derdim ki siyah herşeyi anlatır.
Renkler sadece curcuna yaratmak içindir.
Ne kadar da yanılıyormuşum.
..........................................................
Bu sabah odamı toparlarken eski resim çantamın içinde suluboya fırçalarımı buldum.çok mutlu oldum.
Kaybettiğimi sanıyodum ümidi kesmiştim :D
Fırçalarıma kavuşmanın verdiği mutlulukla 3 saat suluboya yaptım.
Suluboya yaparken yazın yapacağım yağlı boyaları düşündüm.
İsim bile verdim hayali tabloma .
Çilek tarlası olsun adı dedim.
Beatles'ın strawberry fields ı dinlerken.
steçu of libırtiğ
uyuyan dünya
Şimdi aklıma geldi de,
bütün insanlığın uyuduğu bir vakit varmıdır acaba.
veya öyle bişi olmuş mudur geçmişte bi zamanda.
dünyada gözü kapalı olmayan tek bir insanın olmadığı küçük bir an ,belki bir kaç saniye.
dinlenmeye tek ihtiyacı olanlar insanlar mıdır ki?
asırlardır bizim yükümüzü taşıyan bu küçük gezegenin de biraz dinlenmeye zamanı olmamış mıdır hiç.
veya birazcık yalnız olmaya.
yerinde olmak istemezdim dünya.
kimbilir kaç zamandır ayaktasın.
ne kadar yorgunsundur..
,
bütün insanlığın uyuduğu bir vakit varmıdır acaba.
veya öyle bişi olmuş mudur geçmişte bi zamanda.
dünyada gözü kapalı olmayan tek bir insanın olmadığı küçük bir an ,belki bir kaç saniye.
dinlenmeye tek ihtiyacı olanlar insanlar mıdır ki?
asırlardır bizim yükümüzü taşıyan bu küçük gezegenin de biraz dinlenmeye zamanı olmamış mıdır hiç.
veya birazcık yalnız olmaya.
yerinde olmak istemezdim dünya.
kimbilir kaç zamandır ayaktasın.
ne kadar yorgunsundur..
,
20 Ocak 2008 Pazar
hoca
yaklaşık 8 yaşında mı neydim yaz tatillerinden birinde dedem bu çocukların biraz din bilgisi öğrenme vakti geldi deyip kuran kursuna yollamıştı beni semihi ve özgürü,
sanırım üç gün falan gidebildik,
çünkü ben bigün don şeklinde bi şortla gitmiştim sanırım uyuz olmuştu hoca bana,
hoca da hocaydı yani
buda heykellerine benziyodu,
çok korkunçtu ama o adamın korkusuna 3 günde 300 dua öğrenmişimdir,
hayatımda din adına yaptığım tek faaliyet bu sanırım.
üzüldüm bak şimdi.
sanırım üç gün falan gidebildik,
çünkü ben bigün don şeklinde bi şortla gitmiştim sanırım uyuz olmuştu hoca bana,
hoca da hocaydı yani
buda heykellerine benziyodu,
çok korkunçtu ama o adamın korkusuna 3 günde 300 dua öğrenmişimdir,
hayatımda din adına yaptığım tek faaliyet bu sanırım.
üzüldüm bak şimdi.
Yıldız
Bu akşam saat 7 gibi ananemlere doğru yol almış yürüyordum.
hava çoktan kararmıştı tabiki.
sonra nerden aklıma geldi bilmiyorum gökyüzüne baktım yürürken,
dolunay olmaya yüz tutmuş ayın yanında bir tane yıldız benle birlikte hareket etmekteydi.
havada başka hiçbbi yıldız yoktu.
belkide vardı ama göremedm bulutlar yüzünden.
hareketi o kadar gerçekti ki yürümeyi bıraktım ve gökyüzüne baktım tekrardan
o da durmuştu.
arkamdaki kızların bana gülmesi yüzünden yoluma devam ettim.
bi parkın içinden geçtim.anıtpark.
ananeme giden kestirme yol ordan geçer.
geceleri pek tekin değildir ama severim.
tam parkın ağaçlık bi köşesinde iki kocaman köpek gördüm
biri bembeyaz diğeride en az gece kadar karanlık.
biraz korktum,
beni takip eden yıldızıma baktım.
yerinde değildi.
gitmişti.
yanlız kalmıştım.
adımlarımı hızlandırark parkı geçtim
ananemin evinin kapısına geldiimde tekrardan gökyüzüne baktım.
yıldızım ordaydı.
geri gelmişti
belki de hiç gitmemişti,bulutların arkasından kolluyordu beni.
kıpkırmızı olmuştu.
belkide hakkında düşündüklerim için kızmıştı bana.
birazdan camdan bakıcam hala oradamı diye.
iyi geceler dilerim belki yıldızıma.
hava çoktan kararmıştı tabiki.
sonra nerden aklıma geldi bilmiyorum gökyüzüne baktım yürürken,
dolunay olmaya yüz tutmuş ayın yanında bir tane yıldız benle birlikte hareket etmekteydi.
havada başka hiçbbi yıldız yoktu.
belkide vardı ama göremedm bulutlar yüzünden.
hareketi o kadar gerçekti ki yürümeyi bıraktım ve gökyüzüne baktım tekrardan
o da durmuştu.
arkamdaki kızların bana gülmesi yüzünden yoluma devam ettim.
bi parkın içinden geçtim.anıtpark.
ananeme giden kestirme yol ordan geçer.
geceleri pek tekin değildir ama severim.
tam parkın ağaçlık bi köşesinde iki kocaman köpek gördüm
biri bembeyaz diğeride en az gece kadar karanlık.
biraz korktum,
beni takip eden yıldızıma baktım.
yerinde değildi.
gitmişti.
yanlız kalmıştım.
adımlarımı hızlandırark parkı geçtim
ananemin evinin kapısına geldiimde tekrardan gökyüzüne baktım.
yıldızım ordaydı.
geri gelmişti
belki de hiç gitmemişti,bulutların arkasından kolluyordu beni.
kıpkırmızı olmuştu.
belkide hakkında düşündüklerim için kızmıştı bana.
birazdan camdan bakıcam hala oradamı diye.
iyi geceler dilerim belki yıldızıma.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

