28 Ekim 2011 Cuma

states backwards

ve aci son. adaptasyon donemimde kendimi odama kapayip dizi izlemeyi dusunuyorum. size yeni diziler getirdim. the new girl, the ringer.
cok uzgunum. nasil uzgunum belli degil. millet modellerin pesinde kameralarla kosarken ben anani sikeyim tayms skuer diye aglamaktaydim.
9 Sep
en cok koyan sey de, yarin ben buradan ayrildiktan sonra ny ta herseyin hayatina kaldigi yerden devam edecek olmasi. tsunamiyle yok olsun.
9 Sep
buradaki son gecemde times square de nyc fashion night out vardi. butun magazalar birer kilapa donusmustu. son gece olacak is degildi.
9 Sep
thy yi ararken empire state in 75.katinda oldugunu anladigimiz o an.parasini verip cikamadigimiz o yere bedava cikmanin hayvani sevinci.
9 Sep
Soho kaldi, bir de central kaldi, west village kaldi. Hal kalmadi ama.
8 Sep
Sorsan cebimde 300 $ kalmis ama manhattan manzarali sheratondan starbaksimiz bitti diye resepsiyon ariyorum. Efsaneler diyari
7 Sep
hayatimda hicbiyerin insanlarini o yerdekiler kadar kiskanmadim.
7 Sep
newyorkerimiz bizi nyu ogrencilerinin takildigi barlarin, vintage storelarin falan oldugu area ya goturup 100 dolarlik yemek ismarladi.
7 Sep
neyse ben upper east side a bir gidip geliyorum. OFFF.
6 Sep
kaldigimiz evin yan komsulari yeni evli cift fena newyorker cikti, en guzel restorandan en iyi gece kuluplerine kadar biliyorlar. ne olsun.
6 Sep
ayrica manhattan sanirim omur boyu yasamak isteyebilecegim bir yer. burada yasayan insanlari cok kiskandim bugun.
6 Sep
ny day 2: macy`s manhattan cok korkunc.kadin ve erkek icin 16 devasa kat ve herkes aklini kacirmiscasina alisveris. bagirarak kactim resmen.
6 Sep
ny day 1: china town a asik oldum. ve tabiki csi ny issue mu da ilk gunde yasadim. kendime saklayacagim bir sir daha.
5 Sep
yok abi birsey var. durmadan yemek yediriyolar. biscuit bile yapmislar. bence hansel ve gretel hesabi sismanlatip oldurcekler. csi ny.
4 Sep
tamam ;evlerinin 1milyon dolar oldugunu, madonnaya kadar her unluyu tanidigini, ve su 2 veletin odasini gordukten sonra kiskanmaya basladim
4 Sep
turkiyeye donmeden once nirvanaya cok yaklastik.
3 Sep
bundan ote carpe diem de yok. dunyanin en iyi insanlari, bir sey olacak diye korkuyoruz. cocuklari turkce konusamiyor lan.
3 Sep
daha 3 gun once ny ta kalacak yerimiz bile yokken simdi manhattan sheratonda rezervasyonumuz, harika bir turk ailesinde odamiz var.
3 Sep
su uc ayda ben olsam beni silmistim tivitirdan bir de. ahah
3 Sep
orlandoya karsi son ezik sigaram olan pall mall i mi icip ny a yol aliyorum yarim saate. manhattandaki otelimden fotograf cekerim uzulmeyin.
3 Sep
orlando hava alaninda sabahliyoruz. fazla insan olunca ilk zamanki gibi rezillik degil. egleniyoruz hatta lan. bide french talk donmese.
3 Sep
ve geri dondugumde jetlag ile gosteris yapmayacagima ant icerim.(15 gun sonra: off hala jetlag etkisi var uzerimde alisamadim:(( )
2 Sep
kendimi hafiften geri donus fikrine alistirmaya calisiyorum.adaptasyon donemimde youtubeda komik vidyo arsivimi izlemek planim.kimdenotru
2 Sep
friendship kelimesini arkadaslik gemisi diye cevirdigim gunlerden southern nigga ingilizcesiyle kavga ettigim gunlere geldim.
2 Sep
bu spontane, carpe diem baslikli kuul akimlardan basima ne gelecekse gelecek.
2 Sep
3 aydir gormedigim dunyalar guzeli kizlarin hepsinin orlandodaki son 2 gunde ortaya cikmasi. azar azar, kader bize ne yazar.
1 Sep
evet walt disney worlddeki son is gunumdu. olumune uzgunum.
1 Sep
sonra son kez ispanyollara kufur ettim, son kez take5 ta molamda garip corbalar ictim, son kez radyoda 10-4 thank you dedim.
1 Sep
bugun son kez clock in yaptim, son kez kostumlerimleydim, son kez 3 oclock parade, disney channel rocksi izlerken calistim.
1 Sep
o coraplainiza dogru haykirmak istiyorum NEDEEEN diye. 92 derece sicakta neden terlikle corap NEDEN,

"Did anyone ever tell you that you really look like harry potter? youre like the spanish version of him." sahsima kurulan en efsane cumle.
bu aksam sci-fi dine in theater ile fancy restaurant anlayisim baska bir boyuta tasindi.
29 Aug
yoklugumda trueblood dunyasini sasirmis. 4. sezona bir bakiyim dedim, aklim uctu. saatlerdir alienated kafayla sokaklardayim.
28 Aug
surada ogrendigim ispanyolca 5 e kadar saymak, naber nassin demek, tesekkur etmek, bir de COKOLATE KALIYENTE. her duydugum da mi gulerim.
28 Aug
sadece calisirken musterilerime gosterdigim bir gulumseme cesidim var. adini pedophile smile koydum.
27 Aug
bu da amerikalilarin reality showu. bence izdivaci, aci umutu opun basiniza koyun. bir de baba adaylari kavga ediyor benim cocugum diye.
27 Aug
"were you involved in a threesome and now you dont know who is the father of your baby, call our program and we ll help you."

abi hogwarts ta tuvalete isemeye girdigimde heryerden moaning myrtle in sesleri geliyordu. otesi yok. yok.
25 Aug
180 derece havaya firlayarak baslayan roller coaster baslamadan once dinlemek istedigin muzigi secebiliyorduk.
25 Aug
hani o harry potter world de beynimi yitirdim. o olumyiyenlerin uzerine saldirdigi ride. hogwarts. butter beer.dunyanin en guzel icecegi.
25 Aug
burada saat sabahin 8 i. ve ben universal studios a hogwartsi ve spiderman i gormeye gidiyorum.
24 Aug
b laubaliligim hurricane in adinin irene olmasindan kaynaklaniyor olabilir. cok pis tasagi donuyor iste sayet. irene.
24 Aug
bir de yarin veya persembe beklenen hurricane den sonra benden ses alamazsaniz, bilin ki burda cok eglendim. bay.
24 Aug
alnimin teri mode on ile aldigim grafik tablet ile bir caga elveda ediyorum.
24 Aug
tam sikerim isini de dedigin anda hep bir sey oluyor tekrar asik oluyorsun. bugun icin bu hollywood bulvarinda aniden baslayan flash mob du.
22 Aug
butun meksika,cin mutfagi, uzerine tum seafood ve steak urunleri de dahil 92 cesit yemeke,40 farkli tatli ve dondurmanin 10$ oldugu bir yer
22 Aug
ben bugun cennetle tanistim. yeryuzunde golden coral takma isimini kullaniyor.
22 Aug
bu da o outlete son gidisim olsun. SON OLSUN ARTIK YETER .
21 Aug
kola sisesinin icinde calistim . bildigin kola sisesi. 4 metre boyunda, kapagindan su fiskiran kola sisesi.
20 Aug
teach me how to doggie esliginde doggie yapan disney karakterleri hayal edin. efsane.
19 Aug
bugun disney graduation party sinde mickey kulagi seklindeki keplerimizi firlattik mesela.
19 Aug
her sabah ise basladigimda disney channel rocks grubu the party just begun sarkisiyla beni karsiliyor. bela.
18 Aug
french onion sauce' u kafaniza dokseniz onu da yerim.
16 Aug
sahneye atlayip cocugu kacirmama ramak kalmisti su muhabbette.
16 Aug
a: how old r u?, b: 5, how old is ur brother?, b: 1, how long have u been brothers?, b: forever. a: where do you live b: in a house.
16 Aug
bir de dunyanin en guzel shake ini icerken shake senora soyleyip shuffling yaptim.
16 Aug
ben bugun baby sharklarin ve nemo larin oldugu bir havuzda snorkel diving yaptim. birde crush n gusher isimli slide da cilgin attim,
15 Aug
didem ve combo hapsirmalari. 5 combo yapti.
15 Aug
deve siki kadar ayaklara ve 4xl bedene sahipseniz amerikada dunyanin en unlu markalariyla yasayabilirsiniz. degilseniz oyle bakarsiniz.
15 Aug
deviantartta printlerim satilmis lan. 26 dolar profit yapmisim. harca harca bitmez.
14 Aug
bacardi grape diye bir sey var. ickilerin leydi gagasi.
14 Aug
yeni evimde 3 avusturalyali bir fransizlayim. dunyanin en temiz evi.
14 Aug
bugun toplamam gereken besyuz esya. yıkamam gereken besyuz parca bulasık seti var. tasınıyorum.com
13 Aug
twitter in who to follow kisminda Walmart i onermesi. isini biliyor.
13 Aug
2 senedir "cabuk yeni tivitira gec yoksa biz gecirecegiz" tehditleriyle yasayan twitter sonunda dedigini yapmis.
13 Aug
suraya geldigimden beri yasadigim en korkunc gun. daha amele hissetmedim. yok yok csi miami gununden bile daha korkunc.
13 Aug
bir de dun gece hayatimda tanidigim en guzel red head gozlerimin onunde ayaklarina kusarken bile aval aval bakmaktaydim.
12 Aug
bugun calistigim hollywood popcorn un hemen yaninda verilen konserde butun guitar hero playlist caldi. manyak manyak hareketlerle calistim
12 Aug
"Nick Jones: Melih,You showed me the cool side of Turkey lol" ulkemi de boyle temsil ederim. bay.
11 Aug
gecen hafta otobusteki herkesin ustune kusarak yarattigim kucuk capli felaketten sonra bu gece yine disari cikiyorum, aeo.
11 Aug
ayrica amerikalilarin basina ne gelecekse corap giyme sevdasindan gelecek. hani crocs u bile corapla giymenize alistim da flip flops? oha.
11 Aug
kendi kazandigim paramla satin aldigim laptopimdan internete baglanmanin verdigi buyuk hazla cildirmis durumdayim.
11 Aug
blizzard beach lan. buz, kar, gunes ve deniz bir arada. cilgin.
8 Aug
ilk lost children vakami yasadim. "I lost my dad, I lost my whole family" diye gelen cocugu arka kapidan kacirip evime goturmeyi dusundum.
7 Aug
son olarak belirtmek isterim ki turk dil tarihinin gordugu en buyuk yalan "anlayabiliyorum da cumle kuramiyorum" dur.
6 Aug
bir de bugun benim holywood studiosta frozen sattigim siralarda nicholas cage magic kingdomda cirit atmaktaydi. kader.
6 Aug
hani en kotusu de o bir gecede yedigin boklari teker teker tanidik tanimadik her insandan dinleyerek missing parts of the pic i tamamlamak.
6 Aug
this boys about to blow efsane cumlemle durumumu ozetledım suan. 4 dolars tequila. gittim.
4 Aug
bır de bugun arıella tanıstım. elım ayagım bırbırıne gırdı. cılgın bedısın oktayla ılgılı absurt hayaller kurdugu kafalara gırdım.
4 Aug
hayatımın gerı kalanına nacho tortılla chıps olmadan devam edemeyecegıme karar verdım. dugunumuz eylulde.
4 Aug
isin garip yani hepsinin mukemmel sesi olmasi ve sarki soylerken birbirlerine bile bakmayip islerine devam etmeleriydi. imkansiz.
3 Aug
the fudgery denen pastanemsi yere girdigimizde butun calisanlar muzikal seklinde sarki soylemeye baslamisti. senkronizm havada ucuyordu.
3 Aug
the awkward moment when you saw darth vader taking a piss right next to you.is cikisinda bunu yasadim resmen.yan pisuvar.
30 Jul
yolda portekiz misin diye onumu kesen gavurlara turkum deyince haa azar azar kader bize ne yazar dediler. hayatimin mindfuck ani.
27 Jul
su an icinde oldugum evde bir fransiz bir italyan bir macar bir turk var. fena fikrayiz.
27 Jul
yine bir day off gunum ve yine havayi sikmisler. safari kiyafetlerimi giydim animal kingdoma gidiyorum.
26 Jul
key lime pie li sakiz var agzimda. sakizimla bile hava atarim.
25 Jul
clubhouse da facebooku aciyorum fransizca,twitteri aciyorum JAPONCA. ulkelere gore internet kullanimi ortalamalarini hesapliyorum.
25 Jul
milletin calistigi ride a lady gaga geliyor,tanisma firsati buluyor.bana anca brezilyali turist gruplari gelir.girtlaklarina sarilmama ramak
24 Jul
miley cyrus- nightmare in the usa diye sarki yapmak isterse bu guzel gunden esinlenebilir. haklarim sakli falan degil.
24 Jul
shiftinin bittigi anda da gunes yokolup firtina basliyor. ha bir de o gunun sabahi ise gec kalmissin cunku evindeki orgy yuzunden uyuyamadin

bu sirada coworkerin dunyanin en kil zencisi ve 92bin musterinden sadece 5 i ingilizce konusabilmis. sayi saymayi dahi bilmiyorlar.
24 Jul
8 saat gunesin alnindan kitliktan cikmis musterilerine order yetistirirken es zamanli olarak disney channel songs dinliyorsun.
24 Jul
az sonra sizlere korkunc bir gunun diskiripsinini yapacagim.
24 Jul
hayatimda hicbir sinemada harry potter finaldaki kadar eglenmedim. bellatrix oldugunde salon sallandi "DIE BITCH" sesleriyle.
22 Jul
bir de hayat sevdıgım herseye karsı oyun oynuyor. Mermaid combo da calıstıktan sonra ariel a ana avrat sovebılırım.
22 Jul
kolumu morartan sınek bıle var.
22 Jul
buraya ılk geldıgımızde bızı adamdan saymayan sinekler,vucuduma gıren 92 lt domuz kanından sonra saldırıya gectıler.
22 Jul
bir de kucuk capli bir csi miami faciasi yasadim ama bunu sir olarak saklayacagim.

ve evet, im in miami biatch fantezisi gerceklestirildi. miamide vitrinlerdeki cansiz mankenler dahi d cup gogus bedenine sahip. hayal et.
20 Jul
miami'ye gelmemize 8 mil kala arabamizda eminem-8 mile caliyordu ve hayatimda gordugum en korkunc firtinanin ortasindaydik.
20 Jul
bir de artik "gotunden ter akmak" deyiminin mecazi bir kullanim olmadigini biliyorum. bugunluk bu kadar.
16 Jul
bir de mindfuckin tanimini snow white kostumu icindeki kucuk zenci kizlar ve i know a turkish word:SIKTIR diyen turistler yapiyor.repeatedly
16 Jul
her gun alakasiz bir amerikan yemegi ile tanisiyorum. glazed nut, root beer float, corndog ve pretzel dan sonra funnel cake. hegvaaan.
16 Jul
bir de cogu zaman turkiyeden cok uzakta oldugumu unutuyorum.ne zaman birisi off gununde miami yapalim mi diyor,o zaman gulumseye basliyorum
13 Jul
stage de isin kiliciyla cocuklarla savasan darth vader i backstagede elinde sigarasi, telefonuyla konusurken goruyorsun. reality vs fantasy
13 Jul
meanwhile in orlando,jerry says; "l just need to get rid of these shoes n then i ll smoke some weed,wanna join me?"
11 Jul
gobegıme yasladıgım telefonumla bu satırları yazarken karsıdakı fıtness centerda cıldıran kızla goz goze geldım. Ironı.com
11 Jul
hp final chapter amc theater premiere bıletlerı 92 gun once bıtmemelıydı ama.
11 Jul
uzayın derınlıklerınde, yıldızların ıcınde cıldıran bır roller coaster dusun,space mountaın benım ıcın yaratılmıs.
11 Jul
ve en buyuk haz tabiki de herkesin yuzune baka baka dedikodu yapmak, sovmek. anadili ingilizce olanalrin boyle bir luksu yok tabi.
9 Jul
hollywood studios a atandım. tam da smoothie machine in sesiyle dans etmeye, musterılere robot taklıdı yapmaya baslamısken. bay magickingdom
8 Jul
sanslıysan katıl jellyfishler tarafından ısırılmakla kurtuluyorsun, cok komık lan.
6 Jul
bır de molalarda national news ıskencesı var,sadece orange county de herkes hergun bırbırını kesıyor ya da elalemın cocugunu kacırıyor.
6 Jul
4th of july fireworks hemen sagımda gerceklestı ve 1 sn bakamadım bıle, 4 bır yandan gelen musterılerılerıme dondurma yestıstırmekteydım.
6 Jul
yabancilara kufur ogretmedigimiz bir dunya dusunun. kayseri sucugu, orospu cocugu diyebilen arkadaslarimiz var.
2 Jul
bir de bugun ilk turk musterim geldi. alakasiz bir gurbet kafasiyla MERHABAAA OYY MERHABAA diye cildirdim.
2 Jul
is gunleri icinde sadece amerikalilarin "nametag in olmasa, konusmandan seni amerikali sanardim" demesi icin yasiyorum. itiraf.
2 Jul


buldugum tek soulmate imin 30 yasindaki evli trainerim stephanie olmasi trajik. uzuluyorum. true blood konusuyoruz anca. surfe bile cagirdi.
30 Jun
karaoke night'in baby got back ile basladigini dusun. "i like big buts and i can not lie."
30 Jun
magic kingdomda calisicam diye sevinirken her gun 50bin ziyaretcisiyle dunyanin en cok ziyaret edilen parki oldugu gercegini unutmusum.
30 Jun
uzerimdeki jetgillerden kalma spaceship captain kostumumun hepinize selami var.
28 Jun
"do you want chips or apple slices with your conny dog?" ya da " you want your diet coke in a large or regular cup ma'am?" ozetim.
28 Jun
foursquare kullansaydım dun gece Im at House of Blues diye hava atardım. Boyle ıdare edıcem artık.
27 Jun
yenı ısmım milaayah sibay, ıkı dakıkada katlettı herıf ısmımı
27 Jun
n you know whats hot, kate winslet with red hair.
26 Jun
just came home from work, titanic's on tv, eating microwave mac n cheese that tastes like fucking cheetos, living the american dream.
26 Jun
veya klımaların got dondurması da olabılır.sıcaktan cok klımalardan nefret edıyorum.


tamam sınır oldugum seyler de var. Mesela corap almaya walmarta gıdıp 60 dolar harcamam gıbı
25 Jun
kırk yıllık kelvin klaynı kilvin kleyn yapmıslar. Kızdım.



tam bır the sıms pleasantvıew kafası yasıyorum su an, tam.
24 Jun
bu gece magic kingdom cindrellas castle show ıle cocukluk hayalımı gerceklestırdım. 6 yasındakı delırmıs melıh ın da hauz.
23 Jun
bugun magic kingdomın backstage inde belle, cindrella ve peter pan i lunchtan donerken gordum. mindfuck bir andı. bu arada magic kingdom (L)
23 Jun
ha bır de 50 dolara gap i satın aldım. Heheheehe.
22 Jun
bu gece yagmurun dogumgununu havuzdakı 50 den fazla ecnebi ile kutladık. Bır de her dılde sarkı ogrendım.
22 Jun
bir de çalışacağım park magic kingdom çıktı. Huzurla olebılırım artık,canımı alın.
evde de 3 american nigga 1 puerto rican ,1 de turk ile yasıyorum. Potansiyel bir fıkra girişiyiz.
fransız kızlardan bahsetmek bıle ıstemıyorum.
ıstısnasız herkesın bırbırıne hey how r u dedıgı, heryerde sıncapların gezıp, chocolate chip cookıe dagıtılan bır yerde yasıyorum.
Ilk mac and cheese imi yedigim gun, kendimi sims de hissettim, havuzda opusen couple a tıklayıp woohoo dıyecektım az daha.
butun kanallar kilitledi tornadoya. yarım saatimiz var.
alt yazılar geçiyor tv de banyoya saklanın yastıkla kafanızı koruyun diye, yagmur buna ragmen pembe topuklularını ovmek derdınde.


"tornado warning,orange county until 8.00" ılk tornadomuz diye sevimli olmak istesem de azcık korkmuş durumdayım.
bugün toysrus ta justin bieber bebek gördüm.
izlenimler no2: dövmeli olmanın kuğl nimetlerinden yararlanamıyorum. yaşlı teyzelerin bile dövmeleri var.
ilk wendy's meal ımı yedım. murada eriş nambır van.

16 Şubat 2011 Çarşamba

bir istanbul masali in da hauz

Bu yazi nasil donuma kadar soyuldugumun hikayesidir.
Hersey,cumartesi aksami ankaraya donecekken anlik bir kararla bir kac gun istanbuldaki arkadaslarimla gorusme karari almamla basladi. Esenlerde baslayan hikayemizin basinda abimle birlikte ikeada birseyler yedikten sonra taksime gectik. Semihin arkadaslari ile bulusup indigoya gittik. bir seyler ictikten sonra ictiklerimi mekana yedirmek adina hesap odemeden kacmam herseyin baslangiciydi. saat 12 gibi kendi arkadaslarimla bulustum. kucuk beyoglunda 2,3 saat vakit gecirdikten sonra gece 3 e dogru meydandan bir taksiye bindik. bu butun aksam esnasinda yanimda tasidigim kucuk boy bir bavul vardi. o bavulu da taksinin arkasina attik gidiyoruz. taksici adam bir hallerde. playlistindeki izmirli taylan,ankarali turgut,mezdeke,yildiz tilbe sarkilariyla bizi oyle bir ebletti ki takside kafayi bir kez daha bulmustuk.Hisarustune geldigimiz yolcugun son dakikalarinda taksiden ayrildik.bavullarimizi almak uzere. derken taksi basti gitti. bildigin gitti. arkasindan kosarken bir durur gibi oldu. sonra yine hizlandi. gecenin sabaha kadar olan devami karakollardan karakola ping pong topu misali ziplamakla gecti. ihbar bile edemedik durumu o derece. turk polusu kalp turk gencleri. ozetle istanbulda gecirdigin 2 gunluk zaman diliminde laptopimdan,ipodumdan tut en sevdigim giysilerime,donlarima kadar caldirdim, efsanevi ispanya vize failimden sonra basima daha ne gelebilir derken, yeni vakamla sizlerleyim, I heart Istanbul.

11 Şubat 2011 Cuma

Bu hafta aile temalı yazılarımla devam ediyorum. Şimdi ben hep böyle çok küçük yaşlardan beri, hep sanatla bir şekilde ilgili bir çocuktum. Hep öyle devam etti yani. sürekli bir yaratıcılık kullanma , birşeyler ortaya çıkarma konusunda dur durak bilmeyen bir insan olarak büyüdüm, abim de aynı şekilde. O zamandan bu zamana hep şeyden yakınmışımdır. Annem babam bir kere takdir etti mi beni acaba lan diye. Hiç ilgi göstermezler yani. Hep sinir olmuşumdur, böyle okulda, veya eve misafir geldiğinde, kısaca tanımayan herkesin ilgisini çekme yöntemim haline gelmişken, ailemin yeteneklerimle ilgisini çekememem. Tabi büyüdükçe o şey oturdu mu denir ne denir aştım böyle düşünceleri. Şimdi ailemin açısından bakıyorum da çok haklılar lan. Hani çocukları oldum olası hep öyle, durmadan birşey çiziyor yazıyor bir şeyler üretme halindeler. Bir yerden sonra hani ben anne bak ne yaptım dediğimde normal geliyor.

Çok komik şeyler oluyor bu ara evde ondan bunlar aklıma geldi. Tatilimin son günlerinde sıkıntı katsayımla, yaratıcılık katsayım doğru orantılı işliyor. Sarmadığım şey kalmadı. İşte geçen bu origami turna kuşlarından yapmayı çözdüm diye böyle kendi çapımda birşeyler yaptım.Annemin gördüğünde verdiği ilk tepki;OFF NASIL TOZU ALINCAK BUNUN demek oldu. veya birşeyler çizdiğimde bunları atıyım mı diye soruyor kadın. Bu akşam sıkıntıdan böyle orgda birşeyler çalmayı öğreniyim dedim. Beethoven ın Für elise i ne yaptım ettim çaldım işte öğrendim. Evde resmen resital veriyorum. Kimsenin umrumda değil, dizi izliyorlar. Azcık etkilenin lan dedim. Annem kalktı bale yaptı. Öyle bir kafa.

2 Şubat 2011 Çarşamba

şimdi tatile girdik ya

haliyle ben de evimi ailemi ziyarete geldim. ama şöyle bir sorun var.
bilmiyorum hepinizin annesi de böyle midir ama. benim annem aşmış durumda. gerçekten.
dünyadaki bütün sorunlara bir yiyecekle, ne bileyim bir meyveyle, bir bakliyatla çözüm getirebileceğini düşünüyor. bu hep böyleydi. az önce solumda duran bir dilim ananas dilimiyle gözgöze geldiğim saniyelerden sorna aklıma geldi. Hayır 21 yaşına girdim ve hala o an gündemimde nasıl bir sorun var ise eğer, yedireceği şeyleri o sorunları gündeme getirerek sunuyor önüme. mesela ananasın nedeni saçlarımın dökülmesini engellemek. Veya sabah bana uzattığı muzun nedeni sinirlerimi dengelemekmiş. Bir de öğretmen edasıyla yaklaşmıyor mu. Örnek falan oluyor bana. Karşımda yiyip ohh her gün bir tane yiyorum çok mutluyum diyor. Tövbe. Can sıkıntısından evde gözüme ilişen dumbell lara sardım biraz oyalanıyım hem yaz geliyor az kas olsun dedim. Orada elinde cevizlerle belirdi. Daha iyi kas olurmuş. Dün yaptığı, içinde bir tek ayakkabılarım eksik olan sebze çorbasından bahsetmek bile istemiyorum. Ankaradayken bir kez sebze çorbasını sevdiğimden bahsetmiştim, AMA İÇİNDE EN FAZLA 3 ÇEŞİT SEBZE VARDI LAN. annem nuhun gemisine çevirmiş çorbayı. Sonra incir efsanesi var. Kadın taşaklarımın derdine düşmüş. Çok fena cidden.
Oh söyledim rahatladım.

Bir de annemin UZMANLAR ÖYLE DİYOR ile başlayan cümleleri var. Ona hiç girmiyim. Daha 10 gün de evdeyim diyim. yeni yazıları bekleyin.

24 Ocak 2011 Pazartesi

rendım

  • Bu müzik alemindeki kimseyle dalga geçilmez gerçekten. çok akılda kalan bir olgu bir kere. yerin dibine vurduğun insanın bütün şarkılarını baştan sona mırıldanıyorsun, duş alırken mesela. Kesha ortaya çıktığından beri o elektronik ortamda üretilmiş kıl sesinden tut, yarrağı yemiş keş bakışlarına kadar etmediğim laf kalmamıştır. Ama bu ara neye ihtiyacım olursa; "maybe I need some water, or maybe just need some cigs" şeklinde keshanın şarkı sözlerindeki nesne ögelerini değiştirerek dile getiriyorum. Veya başka bir örnek; Lady Gaga'nın Fame Monster albümü ilk çıktığında, albüm şarkılarını gezerken, Alejandro isimli şarkıyı duyduğumda cidden götümle gülmüştüm. Abi kadın Alejandro diye şarkı yapmış, evrensel oynuyor. yakında arap şükrü diye de şarkı yapar diye dalga geçmiştim. Geçtim evet doğrudur. Ama bu yeterince sarhoş olduğumda alejandro'nun çaldığı bir mekanda danslarına kadar yaptığım gerçeğini değiştirmiyor.
  • Müzikten konu açılmışken, uzunca bir süredir şu guitar hero oyununa baya bir merakım var. her şey bilgisayara uyarlanmış versiyonunu bilgisayarıma kurmamla başladı, klavyeyle falan oynuyordum. Media markt a gittiğimde falan anca bir kaç kez gitarı ile oynamışımdır. Birkaç ay önce kampüse böyle guitar hero oynamak için odalar açıldı. işte gitarı var, baterisi var, mikrofonu var, bas falan var giriyorsun arkadaş grubunla oynuyorsun. HANİ TEK DERDİM BU OLDU LAN. böyle beni o halde izleseniz kıçınızla gülersiniz. o hareketler, havalar. şarkılara vokal yapmalar bir yandan gitar çalarken. zıplamalar, vuhulamalar. adeta içimde ergenlikten kalma bastırılmış bir Billy Joe varmış da bu oyunu bekliyormuş. Hani 92 saat oyun oynadıktan sonra herkes dağılırken;" avrupa turnesi bitiminde ikinci albüm kayıtları için stüdyoya girmeliyiz arkadaşlar" şeklinde konuşuyoruz. ya da " falanca şarkının solosuna biraz daha ağırlık vermelisin kaçırdığın notalar var" falan. İŞİMİZ KALMADI.
  • başka başka, heh. dün gece, periyodik aralıklarla gittiğimiz bir barda hayatımda gördüğüm en seksi dans eden kıza rasladım, ki büyük ihtimalle o gece ordaki herkes bu kanıdaydı. Kız stripper ruhuyla doğmuş resmen. mekandaki bütün erkekler hipnotize olmuş şekilde işini gücünü sevgilisini içtiğini bırakıp kıza odaklandı, kızlarsa "nereden çıktı bu orospu şimdi " düşünceleri ve gözlerinden ışın çıkarmaya çalışan bakışlarıyla kızı ortadan ikiye bölmeye çalıştılar.
  • bu sigara içmeyen insanların nargileye olan aşkı, dünyanın 8. harikasıymış gibi bahsetmeleri bitsin lan. özellikle lisede vardı bunlardan. nargile olimpiyatlarına katılacak öyle bir bahsediyor ki. bir de şey klişesi var;"sigara aptallık, nargile içerim, hem bağımlılığı da yok". her seferinde de siktir len derdim. hala diyorum, ama içimden. hele bir de o nargile içilen mekanları türkü bar kılığına sokmuyorlar mı, her yerden kilimler, etnik desenler, koyunlar falan fırlıyor. e anladık osmanlı falan tamam da. bu folklorik ögeler insanın gözüne hitap etmiyor lan.
  • yıl itibariyle 21 yaşına girdiğim bu sene,kel ve göbekli bir insana dönüşeceğim yıllara kadar gireceğim her mekanda kimlik kontrolüne tabi tutulacağım gerçeğiyle yüzleştim. kabul ettim bu durumu artık tamam da, bari kalbimi kırmayın, yanımdaki insanlara da sorun da ezik hissetmiyim, ayıp lan. "yok sadece arkadaş gösterse yeter."
  • şu noktaları gördükçe alakasız birşeylerden bahsedesim geliyor ama neyse. çok iyi hissediyorum bu ara. kafamda o kadar büyük bir rahatlama var ki. sadece iyi vakit geçirmek için yaşıyorum. and it feels so nice.
  • bir ara yine uğrarım. şimdi gidip bir sigara yakıcam ve tuvaletten su içicem.

15 Ocak 2011 Cumartesi

Hardalı neden götürdüler şimdi?

mekan: bir restoran
tarih:14.01.2011
saat:20:00-21:00

Yan masaya orta yaşlı, üzerinde kırmızı,mavi renkler olan oduncu gömleği, açık renk kot pantolonu ve tam da orta yaşlı adamların zevkine hitap edebilecek olan 90lar tarzı beyaz spor ayakkabıları ile bir adam ve yanındaki, tahminimce 5 yaşından daha büyük olmayan sarı saçlı,mavi gözlü ve tam da yaşından bekleneceği üzere pembeye bulanmış kıyafetleriyle küçük kızı oturdular. Yine o anlarımdan birindeydim. "Kameram masanın hemen sağında duruyor. Ne olur ki babasından rica edip bir fotoğrafını çeksem kızın, neden beni pedofili sansın ki ?" düşünceleriyle baba ve kızını izlemekteyim. Bir yandan da aklımda "bu siparişini verdikten sonra, içeceği yemeğin ile birlikte getirmek yerine, hemen önüne dayamaları ne büyük bir adiliktir, bir de utanmadan şişeyi açıp koydular önüme, asiti gitsin de bir daha alsın kafası, hayır şu aldığım yemeğe 20 lira ödeyeceğim zaten, ne istiyorlar daha. hiç yakıştıramadım bu mekana." şeklinde konuşuyorum. Bunların tek nedeni siparişimiz gelmeden önce tuvalete gitmek üzere masadan ayrılan partnerim. Partner deyince, penis büyütme reklamlarındaki partner gibi oldu. Partnerden kastım "bir kız arkadaşım." dı. Masada yalnız kalmam ile birlikte bütün mekanı radarıma aldığım bu saniyelerde, sağımdaki küçük kızın sesini duydum.

Kız: Ben sosisli sandviçimin yanında sıcak çikolata istiyorum.
Baba: Ama kızım bak menündeki her şey sıcak zaten, içeceğin soğuk bir şey olsa daha iyi olmaz mı?
Kız: (gözlerini yukarıya dikip bir 5 saniye kadar düşündükten sonra, yüzündeki o " çok iyi bir fikir buldum,ya da bulmadım mı acaba?" ifadesi ile)
O zaman..sıcak olmayan bir.. sıcak çikolata içsem.

Yutmaya çalıştığım kahkalarımın yanlış anlaşılmaması adına ilgimi telefonuma yönlendirmiş gibi yaptığım bu dakikalarda,tabiki her insan gibi ben de "çocuk olmak, masumiyet" tarzı klişe temalar üzerinde düşünmekteydim ki arkadaşım tuvaletten geldi, sonra siparişlerimiz geldi, sonra "mushroom hamburger, kötü olması gibi bir ihimal var mı ki?" düşüncesiyle ilk ısırığıma doğru yaklaşırken, arkadaşım hemen arkamdaki duvarda hamburger kelimesinin almanya-hamburg şehirinden türeyen tarihi ile ilgili bir takım bilgiyi, haber spikeri edasında, bana çaktırmadan, kendi fikirleriymişçesine okumasıyla başka bir hikaye başladı. Onu da başka zaman anlatırım. Şimdi duş almalıyım.

8 Ocak 2011 Cumartesi

hafta sonlarından müzdaribim.

herşeyden önce, "müzdarip" kelimesini yazdıktan sonra doğru yazdım mı acaba lan diyip bir kontrol etsem mi ki dedim. sonra hafta sonu bileşik mi yazılıyordu diye düşündüm. sonra siktiret, araca değil amaca yönelt kafanı melih dedim ve başladım.

hafta sonlarından müzdaribim. Hayır sorunum yeterince eğlenmiyor olmam değil. Eğleniyorum tabi bir şekilde. ama bu eğlenme yönteminden müzdaribim ben de zaten. (durmadan müzdarip kelimesini kullanıyorum sonum hayrola.)

Benim için genel bir haftasonu şöyle başlıyor. Cuma günü 4 gibi biten derslerim sonrasında, sınıftan arkadaşlarımla biryerde yemek yiyorum. daha sonra marketten ihtiyacım olan birşeyler alıp odama dönerken aklımda kendimi "hayır melih bu haftasonu gece dışarı çıkmak alkol almak falan yok, adam gibi erken saatte kalk, gündüz ne yapacaksan yap ve akşam kampüste ol" düşüncesine ikna ediyorum.
odamdayken kaldığım bloktan veya başka biryerden bir şekilde birisi arayıp o geceki partiden veya başka bir iventten bahsetmeye başlıyor. yok, hayır diyorum. bu cuma ben kampüste olmak istiyorum diyorum. sonra partide ne kadar iyi dj ler olacağından, ne kadar ucuz girişi olacağından, hatta içeride sigara bile içildiğinden falan bahsedip bir şekilde beni biryerden yakalıyor o bir arkadaş. diğer sahnede kendimi dımtıs birşeyler eşliğinde karanlık bir yerde dans ederken buluyorum. gece boyunca gereğinden fazla alkolü tükettikten sonra kontrol edemediğim fiziksel hareketlerimle birlikte, bedenimi bir şekilde bir taksiye yerleştirip bir arkadaşımın evine gidiyorum ve orada sızıyorum.

cumartesi öğlen saatlerinde ağzım burnum birbirine girmiş şekilde uyandıktan sona. evde artık o gün kimler varsa, diğer gazilerle birlikte bir yere kahvaltı etmeye çıkıyoruz. daha sonra kampüse geliyorum, çay may birşeyler içtikten sonra biryerlerde duş almak üzere odama gidiyorum. duş almayıp uyuyorum. uyandığımda saat 7 yi geçmiş, hava kararmış oluyor. bir güzel,güneşli cumartesi gününün daha ağzına sıçtığımı farkedip üzülüyorum. yerimden kalkmadan internete girip bari kampüste birşeyler yapayım da cumartesi günümü tamamen ziyan bir gün olarak noktalamıyım kafasıyla onlayn arkadaşlar aramaya başlıyorum. tabi bu sırada bazı utanmaz,arsız gaziler arıyor, cuma günü çektiğimiz yetmemiş gibi, kendilerine başka bir eğlence mekanına atmışlar, bir de utanmadan arıyorlar gelin diye. gerekli küfür tepkisini verdikten sonra kampüste daha insancıl arkadaşlık ilişkileri ve sosyalleşme üzerine kurulu birşeyler yaptıktan sonra cumartesi gecesini şanslıysam sağ salim odamda noktalıyorum.

pazar günü geç bir saatte uyanıyorum ve nasıl oluyorsa tüm hafta sonu aklımdan çıkmış olan, tonlarca ödev, hazırlamam gereken sunum, bitirmem gereken raporlar aklıma geliyor ve bitmek bilmeyen ders çalışma saatlerini başlatmak üzere, ders çalışma grubuma dahil olan arkadaşlarımı arıyor ve bir yer belirliyoruz. sonraki 12 saat boyunca ders çalışıp arada birşeyler yiyip. öldükten sonra odama geçiyorum. bu sırada cumartesi günü almayı düşündüğüm duşu hala almadığımı farkedip banyonun yolunu tutuyorum. sonra da birkaç bölüm dizi izliyip uyuyorum.

Şimdi ee, senin gibi birçok kişi bu rutinde geçiriyor haftasonunu olayın ne diyor olabilirsiniz. ama benim istediğim haftasonu. böyle cumartesi sabahı "erken" saatlerde uyanıp duş aldıktan, biraz çizgifilm izledikten sonra. birkaç arkadaşımla biryerlerde kahvaltı yapmak, sonra o günle ilgili bir gündüz aktivitesi düzenlemek. akşam da makul birşeyler yaptıktan sonra odama geçmek lan. yetti artık. alkol bedenimin içine etti. gitme diyorum bir gece de gitme işte. sonunda babanın aynısı olup çıkacaksın diyorum. dinletemiyorum kendime söz. bak kendime çok güzel bir online çizgifilm izleme sitesi bile buldum melih. bir dahaki haftaya kendi odanda makul bir saatte uyanıp onu izleyeceksin. ağzına sıçtığımın çocuğu. bitti.

31 Aralık 2010 Cuma

ON,TOKUZ,SEKİZ.

"galiba 2011'e karlı bir merhaba diyeceğizzzzz, tam bir noel ruhu, let it snow:)))))" diye konuşmaya başladığım bir dünya düşünün.
ya da bunu hiç düşünmeyin şöyle yapalım. "Babuş ben böyle yılbaşı, sevgililer günü falan acıyorum kutlayanlara, gerçekten Amerika'nın ticari oyunları üzerimizdeki. varsa yoksa tüketelim, insanımız cahil ve saf kanka..."

ya da hepsini unutun, zaten eminim duymayanınız kalmamıştır bu ve türevi cümleleri. kızmayın onlara da. gerçekten bak, bence bu çeşit insanlar olmasa hayatın tadı tuzu kalmazdı. bak bir kaç saat önce almanca sınavından çıktım, dersi üstten alan "ciciş" bir kız var. ciciş diyorum ben ona. gerçek bir ciciş çünkü. çok sinirliydim değerli hocamla 92 saat kavga edip çıkmıştım sınıftan, derken ciciş geldi yanıma. "yhaa bide behnn bu adamın arabasına otostop çekmişimmm yaaa inanabiliyomosooon ihihieehoeheo" diye bir cümle kurdu gitti. şu an hayat bana güzel.

ha ne diyordum. yılbaşı heh. niüğ yiığr. NOEL diyen teyzelere de rastladım.
"Ooo kampüse bu sene NOEL erken gelmiş" teyze evet kampüs etrafı süsleme anlayışını biraz abartmış. gördüğü her çam ağacını ışıklı kablolarla boğazlamış olabilir ama, ne yaptın sen,ne kırismısı ne noeli.

Bana hiç bir anlam ifade etmiyor gerçekten böyle günler. Hatta böyle doğum günüymüş, yeni yılmış falan, eskidiğimi hissettiren her gün sinirimi bile bozuyor. a bu demek değilki yazının başında belirttiğim "babaoli ticari oyunlar bunlar" tayfasına dahilim.
Yok canım. Bende hepiniz gibiyim. Bende o malum anda "hayti geri sayımm ayy ayy kaçırcazz,onnn, tokuzzz, sikizzz" diye sayan sarhoşlar kervanının bir üyesiyim böyle eleştirdiğime bakmayın. bende her tarafı kaplayan geyik süslemelerini, yanıp sönen ışıkları seviyorum. ama diyeceğim o ki farklı bir şey yaptığımız yok arkadaşım,canım benim.
senin de maksimum yaptığın şey alkol alıp dans etmek olacak, benim de.
e ben bunu daha dün yaptım. e işte onu diyorum o günü bugünden ayıran birşey yok lan.
ha şimdi kalkıp "yok ben maldivlerde rihanna'nın özel partisinde giricem" dersen boynumu eğer çeker giderim. Sonuçta bir de şöyle bir olgu var.
"AYY YILBAŞINA YARRAKLA GİRERSEM TÜM YIL YARRAKLA GEÇER EYVAAH" kuramı.
ayıpçı olarak yazdığım kısımlara her türlü kelimeyi getirebilirsiniz.
Öyle bir dünya var mı lan, yılbaşına evde girdin diye tüm yıl evde kaldığını düşünsene. Nasıl fantastik bir dünya. böyle kapı cam yok oluyormuş. tövbeler. ya da yılbaşına seks yaparak girdiğin için infinite bir seks yapma aktivitesi içinde geçse yılın. ileri geri.
tamam çok ayıpçı oldu. sustum. Ayıpçı ne lan bu arada. ne biçim kelime nerden öğrenmişim.

İşte söyleyeceğim o ki, söyleyeceğim bir şey yok. Büyük planlar yapılmadı. Sevdiğim bir arkadaşımın evinde yemek yiyeceğim bu akşam. Aklıma eserse gece dışarı çıkıp "layk a ciğsix layk a ciğsix " ritimleri eşliğinde saçmalayıp on tokuz sekizimi yaptıktan sonra, alkol alıp uyuma planım var. özellikle geçen seneki yılbaşı faciamda sonra, her güne plan yaparım. o güne yapmam.

hepinize iyi yılllağr cicişlerrrrr:::::))))))

not: her zaman söylerim. bütün kültürlerin özel günleri bir yana, cadılar bayramı bir yana. kalbimde cadılar bayramı kutlayamamanın yarası bambaşkadır. niye canım türkiyede artık partiler oluyor kii falan demeyin. çok keko şeyler onlar. çığlık maskeli erkekler ve peri melek kılığında kızlardan oluşuyor. Baya yerinde kutlayacaksın gidip. Süper mario olacaksın mesela.
Ron weasley olacaksın. aquaman olacaksın.
ah nerde.

18 Aralık 2010 Cumartesi

geçen gece ne oldu biliyor musun. tam başımı yastığa koydum uyuyacağım, bir anda flashbackler canlanmaya başladı gözümde böyle önce az az, sonra git gide hızlanarak. durmadan daha uzak geçmişten küçücük anları 5 saniyelik videolar halinde görmeye başladım. durduramıyorum ama. gitgide daha geriye gidiyor, 1998, 97,96,94,92 dur lan imkansız artık hatırlamam. 1 yaşına geldim neredeyse dedim. ama hatırlıyorum işte. abuk subuk anlar hemde. bir kez daha olmuştu bu böyle. sonra annemi arayıp anne böyle böyle birşey olmuş muydu dedim. olmuştu da sen yeni doğmuştun daha dedi.
çok korkunç aslında.
sonra durduramıyorum işte bu flashbackleri saat sabahın 6sı oldu. artık o kadar geçmişe inmişim ki, neredeyse doğum anımı hatırlayacağım öyle bir şey.
kalktım resim çizdim.
sonra dolabı açıp bir tane salatalık turşusu yedim. geçti öyle.

7 Aralık 2010 Salı

"When truth brings no profit, to be wise is to suffer." dedi bu sabah tanıştığım british literature hocam. British literature demek ingiliz dili edebiyatı demekten daha havalı evet. edebiyat kelimesini oldum olası sevemedim ben çünkü. bir samimiyetsizlik oldu hep. şiir gibi. aynı his. neyse konu o değil, konu ne bilmiyorum. bu sabah bu sözü duyduğumda iyi hissettim. hani bazı zamanlar olur ya; düşünüp de kelimelere dökemediğiniz birşeyi birinin yıllar, belki asırlar önce dile getirdiğini öğrendiğiniz anlar. tamam böyle anlar öyle gündelik hayatın vazgeçilmezi anlar değil. fazla spesifik. hatta şu an ben uydurmuş bile olabilirim. tamam konu şu sanırım. sözler çok şey değiştirir. sabah 45 dakika boyunca trafiğe takıldığı için beklemek zorunda kaldığım bu hocaya sövdüğüm küfürleri yuttum mesela. sadece eski bir alıntı yaptığı için. anlattıklarına kendimi kaptırdığım için.

Bu ara hayatım çok garip bir düzen içinde. hiç olmadığı kadar. her şey olmasını istediğim gibi. hiç bir zaman hepsi bir arada olmaz dediğim şeyler birlikte çok da güzel gidiyor gibi. ne gibi?
mesela herhangi bir sunum, vize tarzı bir şeye 24 saatten az vakit kalmadan çalıştığım görülmemişti. 4 gün önceden bir sınava çalıştım. kendime inanamadım. bunda arkadaşlarımın da etkisi var tbi ama olsun. olayı kendime yormayı seviyorum.
ha mesela, 4 gün önceden vizeye çalışmış bu çocuk, o 4 günden 1 gün önce dımtıs şarkılar eşliğinde 6 saat dans etti. veya sınırsız pizzanın canını çıkardığı günün akşamında yağsız süt,yeşil elma, kızarmış kepekli ekmek gibi ürünlerin olduğu bir alışveriş yaptı. veya bir kaç saat önce bir arkadaşının çaldığı elektro gitar eşliğinde coldplay şarkıları söylemeye çalışırken, daha sonra başka bir odada başka bir arkadaşıyla saz eşliğinde "abe kaynana naptın bize" gibi sözleri olan şarkılar söyleyip roman havası oynamaya çalıştı. demek istediğim tezatlığın oluşturduğu bir düzene girdi. girdim. ve garip şekilde harika hissettiriyor. bir de şu cümlelerim ingilizceden türkçeye çevirilimiş kötü cümleler gibi olmasa herşey harika olacak. "ve garip bir şekilde harika hissettiriyor" ne demek allah aşkına. " and it feels great in a weird way" dediğinde neden daha düzgün geliyor kulağa. neyse.
harika olmayacak tabi. en mutlu olduğum anda bile eksik hissediyorum. en olmaması gereken bir şey veya bir kişi için orası ayrı. ama bu da benim kötü yanım olsun. eksik yanım olsun, öyle kalsın. herşey tamam olacak değil ya.

bu da böyle bir yazı olsun.